Giriş

Büyük dil modellerinin (Large Language Models / LLM) ve görüntü/ses üretim sistemlerinin gündelik hayatın bir parçası hâline gelmesiyle birlikte, bu sistemlerin ürettiği çıktıların üçüncü kişilere verdiği zararların hukuki yansıması, sorumluluk hukukunun karşılaştığı en yeni meydan okumadır. Hukuki sorun yalnızca "bu zarardan kim sorumludur" sorusuyla sınırlı değildir; mevcut sorumluluk kalıplarının — kusur, illiyet bağı, öngörülebilirlik, kişisel tasarruf yetkisi — yapay zeka çıktısıyla ilgili meselelere nasıl uygulanabileceği temel bir doktriner sorudur.1

Bu çalışma, Türk hukukunda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 49 vd., m. 66 ve m. 71 hükümlerinin yapay zeka çıktılarına uygulanabilirliğini analiz etmekte; ardından AB'nin AI Liability Directive taslağıyla karşılaştırmalı bir değerlendirme yaparak Türk hukukuna özgü üç katmanlı bir çerçeve önermektedir.

I. Mevcut Hukuki Çerçevenin Analizi

A. Haksız fiil sorumluluğu (TBK m. 49)

Klasik kusur sorumluluğu kalıbı, kusurun yapay zeka sisteminin üreticisi, dağıtıcısı veya son kullanıcısı tarafından üstlenildiği bir senaryoyu öngörür. Ancak LLM çıktısının "halüsinasyon" üretmesinden kaynaklanan bir zararın, sistem geliştiricisinin somut bir kusuruyla ilişkilendirilmesi son derece güçtür.2

B. Adam çalıştıranın sorumluluğu (TBK m. 66)

Bir yapay zeka aracını işinde kullanan müteşebbisin, aracın verdiği zarardan "adam çalıştıran" gibi sorumlu tutulup tutulamayacağı tartışmalıdır. Yapay zeka, hukuki anlamda "adam" değildir; bu kavramsal sınır, m. 66'nın doğrudan uygulanmasını engeller.

C. Hayvan idare edenin sorumluluğu — benzeşim?

Doktrinde bazı yazarlar, TBK m. 67'nin doğrudan uygulanması yerine, sınırlı bir benzeşimle "operatör" sorumluluğu modelini önermektedir.3 Bu öneri, kavramsal düzeyde anlamlı olsa da pratik uygulamada başka sorunları gündeme getirmektedir.

II. AB Yapay Zeka Sorumluluk Direktifi Taslağı

AB Komisyonu tarafından Eylül 2022'de sunulan Yapay Zeka Sorumluluk Direktifi taslağı (COM/2022/496), iki temel yeniliği öngörmektedir:

  • İllyet bağı karinesi: Belirli koşullar altında zararla yapay zeka çıktısı arasındaki illiyet bağı karine olarak kabul edilir.
  • Açıklama yükümlülüğü: Üreticinin, sistemin işleyişine ilişkin bilgileri ifşa etme yükümlülüğü.

III. Üç Katmanlı Türk Hukuku Çerçevesi Önerisi

Mevcut TBK hükümlerini yeniden yorumlama yerine, sektörel bir özel düzenleme önerimizin temel direkleri şunlardır:

A. Üretim katmanı: katı sorumluluk

Yapay zeka sisteminin tasarımcısı/eğiticisi, tasarım veya eğitim verisindeki yapısal kusurlardan kusursuz sorumluluk esasına tabi olmalıdır. Bu kalıp, hayvan idare eden veya yapı malikinin sorumluluğuna benzer biçimde "tehlikeli faaliyet" mantığına dayanmaktadır.

B. Dağıtım katmanı: denetim yükümlülüğüne dayalı kusur sorumluluğu

Sistemi son kullanıcıya sunan dağıtıcı (örneğin uygulama mağazası, API sağlayıcı), makul bir denetim yapısı kurmuş olmakla yükümlüdür. Denetim yapısının yetersizliği kusur olarak değerlendirilir.

C. Kullanıcı katmanı: öngörülebilirlik kriteri esaslı kusur sorumluluğu

Son kullanıcı, yapay zeka çıktısının doğurabileceği zararı makul bir özenle öngörmek zorundadır. Çıktıyı doğrulamadan yayma veya işleme, kusur addedilir.

Sonuç

Mevcut TBK hükümleri, yapay zekanın doğurduğu özgün hukuki sorunları kavrayabilmek için zorlanmakta; bu zorlanma, hem öngörülebilirliği hem de zarar görenin korunmasını zayıflatmaktadır. Önerilen üç katmanlı model, AB direktif tasarısının yarattığı çerçeveyle uyumlu olmakla birlikte Türk borçlar hukukunun dogmatik yapısına da entegre olabilir nitelikte tasarlanmıştır. Yasama organının bu yönde bir sektörel düzenleme çalışması başlatması, doktrin ve uygulamadaki belirsizlikleri giderecek temel adımdır.